SAĞI SOLU OLMAYAN HAYAT MUTFAĞA SIĞAR

SAĞI SOLU OLMAYAN HAYAT MUTFAĞA SIĞAR
    Dur Artık!..
            Günlerim biri birine karışmış bir şekilde başladım güne. İnsan evde kalınca çekmece dolap içi toplarken, kendi ile de baş başa kaldığını anlıyor ve beyninin derinliklerine kapatıp sakladığı çekmecelerde bir bir, gün yüzüne çıkmaya başlıyor iç dünyası.
Evdeki her şeyle yüzleşirken, bir bakmışsın ki kendin ile yüzleşmeye başlamışsın. Çalışmak zorunda olanlar hariç, evde kalanların yaşadığı ortak bir yüzleşme günlerini yaşıyoruz toplum olarak ruhumuzun derinliklerine kadar… “Yaşam mutfağa sığar” sloganı ile hamurun dibine vuruyor, elimize hangi ekmek tarifi geçerse, hemen hamurunu hazırlayıp pişiriyoruz.

Toplu hareketlerde insan şuurunu mu yitiriyor nedir, anlayamadım! Daha düne kadar sosyal medya hesaplarında gittiğimiz yerlerin fotoğraflarını paylaşırken şimdi ise yaptığımız ekmeklerin fotoğrafını paylaşır olduk. Şu bir gerçek ki, “İnsan mutfağa sığsa da, yakında kıyafetlerinin içerisine sığar mı?” işte bunu ben de bilemiyorum…
Çocukluğum geldi aklıma, çocukluk yıllarımda hava ve su gibi en çok duyduğum kelime, “solcu ve sağcı” ve bu kelimeler “komünist ve faşist” kelimeleri ile desteklenerek, günlük olarak tüketiliyordu. Bu kelimeler ile yattığımız bir gecenin sabahında 12 Eylül 1980’de darbe ile uyandık. O kelimelerin yerini bu sefer “Darbe” kelimesi almıştı. Nasıl da fiyakalıydı, anında tüm yurdu sarıvermişti. Tabii ki o yıllarda ben daha çocuğum, bu kelimelerin anlamını bilmesem dahi bu kelimeler her gün yanımızda yöremizde konuşularak yaşamımızın orta yerine oturmuştu.  Yıllar yılları kovalarken, bizlerde büyüyorduk ve büyüdükçe kelimelerin anlamlarının, kelimelerin gücünün farkına varıyorduk. Galiba yaşam bu olsa gerek!..
            Gel zaman git zaman yine bir gece yattık, sabah olmadan gece yarısında korkuyla kalkarak, 17 Ağustos 1999 depremi ile yüzleştik. Bundan daha kötü nasıl bir felaket olur derken, toplum olarak yaralar sarılıyorken, farkında olmadan normal yaşamın içine dalmışız yeniden. Her zamanki gibi boğaz telaşı, hayata yetişme telaşı diyerek yaşıyoruz ama yaşadığımız o andan bir şey anlayamadan, takvimdeki günlerin üzerine çarpı koyarak günleri tamamlıyor, yaş alıyorduk.
            Ve daha dün gibi 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi gözükür gibi oldu ama şükürler olsun ki gerçekleşemedi. Bu geçen yıllar içerisinde kaç seçim yapıldı, kaç seçimde oy kullandım inanın sayısını hatırlamıyorum.
Bu arada bizler takvimin günlerini işaretlemeye devam ederken; bir yerlerde bir kadın dövülüyordu, bir yerlerde bir kadın ölüyordu, bir yerlerde bir çocuk doğuyordu, yağmur yağıyor, rüzgar esiyor, güneş doğuyor batıyor derken, kalemle işaretlediğimiz takvim 2020 demişti bile…
            Çocukluğumda Uzay Yolu adlı siyah beyaz televizyon dizisini seyrederken, 2020 yılı çok uzak geliyordu bizlere. Yaşamaya başladığımız 2020’li yıllarının olağanüstü büyüsünü düşlediğimde, hayalimde uzay çağını yaşayacağız diyerek heyecanlanırdım!

Ve yıllar sonra o büyüyü bir Virüs Salgını bozdu. Yine bir gün yattık sabah kalktık uzak ülkelerdeki insanları, tanımadıkları bir virüs ile savaş verirken gördük. Onların hayatta kalma çabalarını televizyondan filim seyreder gibi kısa bir süre seyrettik bize hiç gelmeyecekmiş gibi!..  Yine bir sabah kalktık baktık ki, o virüs biz çağırmadan gelmiş yaşamımızın baş köşesine konumlanmış bile!.. O zaman anladık, o uzak ülkeler de virüs ile savaşan insanların çaresizliğini!.. İlk zamanlar sıradan bir virüs gibi gözükse de, adına baktığımızda öyle sıradan bir virüs olmadığını, geçen yılların içinde kendisini yenileyerek bize ulaştığını kısa bir zamanda gösterdi, Covid – 19.
12 Eylül 1980 darbesi, 17 Ağustos 1999 depremi, 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi ve günümüzdeki 2020 Covid – 19 derken, biz bu dönemin çocukları artık limitimizi doldurduk ve başka felaket istemiyor ve bundan sonra gelecek olumsuz olan her şeye “Dur!” diyoruz.
Tüm yaşadıklarımızı düşünürken, kendi kendime de sormadan edemiyorum; “Bundan sonraki adım, hep merak ettiğim uzaylılarla tanışmak olur mu acaba?..

Yazar Birsen Tankaya Dinç – İstanbul

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir